WebOgrafya | Webin Coğrafyası.
İbrahim Havvas Hz. Uyeoll10
Sitemizi Firefox İnternet Tarayıcısıyla Daha İyi Görebilirsiniz.
Mozilla Firefox 3.6 Download
Sitemizden Yararlanmak İçin Üye Olun Yada Giriş Yapın.
WebOgrafya | Webin Coğrafyası.
İbrahim Havvas Hz. Uyeoll10
Sitemizi Firefox İnternet Tarayıcısıyla Daha İyi Görebilirsiniz.
Mozilla Firefox 3.6 Download
Sitemizden Yararlanmak İçin Üye Olun Yada Giriş Yapın.
WebOgrafya | Webin Coğrafyası.
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.
WebOgrafya | Webin Coğrafyası.

Türkiye'nin Paylaşımcı Forumu
 
AnasayfaAramaLatest imagesKayıt OlGiriş yap


 

 İbrahim Havvas Hz.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Da®kAngéLs
Felix F. | Bendeki Sen
Felix F. | Bendeki Sen
Da®kAngéLs


Mesaj Sayısı : 1302
Tecrübe Puanı : 3627
Kayıt tarihi : 05/01/10
Yaş : 30
Nerden : Geldim Ben Buraya?
Ruh Hali : İbrahim Havvas Hz. Saldir10
Reklam : İbrahim Havvas Hz. 2usehia

İbrahim Havvas Hz. Empty
MesajKonu: İbrahim Havvas Hz.   İbrahim Havvas Hz. EmptyCuma Mayıs 07, 2010 12:39 pm

Dokuzuncu yüzyılda Bağdat’ta yaşamış
olan evliyânın büyüklerinden. İsmi, İbrâhim bin İsmâil el Havvâs olup,
künyesi Ebû İshak’tır. Herkes tarafından medh edilmiş, tevekkül
edenlerin, her işinde Allahü teâlâya güvenenlerin reisi diye anılmıştır.
Havvâs “hurma yaprağından zenbil dokuyucu” demektir. Bağdatlıdır.
Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. 903 (H.291) senesinde Rey’de
vefât etti.

Büyük evliyâ Cüneyd-i Bağdâdî hazretlerinin ilim meclislerinde ve
sohbetlerinde bulunarak yükseldi. Tasavvuf yolunda büyük evliyâ oldu.
İnsanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatarak, onların dünyâda ve
âhirette saâdete kavuşmaları için çalıştı. Güzel ahlâkı ile pekçok
kimsenin hidâyete kavuşmasına vesîle oldu. Pekçok kerâmetleri görüldü.

Bir defâsında hacca gitmeye niyet ederek yola çıkmıştı. Kâbe-i şerîf
tarafına gitmek istediyse de gayri ihtiyârî olarak ters istikamete doğru
gidiyordu. En sonunda İstanbul tarafına gitmeye karar verdi.

İstanbul’a girdiği zaman yüksek bir köşk ve kapısı önünde toplanmış bir
takım insanlar gördü.Yaklaşarak, “Niçin toplandınız?” diye sordu.
Onlar da Rum Kayseri’nin kızı delirmiş, çâre bulmak için doktorları
topladı.” dediler. İbrâhim-i Havvas hazretleri, “Bunda bir hikmet
vardır.” deyip içeri girdi. Odada Kayser’in kızını gördü. Kız; “Ey
İbrâhim-i Havvâs! Hoş geldiniz.” dedi. İbrâhim-i Havvâs hayret ederek;
“Beni nereden tanıyorsunuz?” diye sorunca; “Canımı cânâna teslim etmek
istedim ve Hak teâlâdan sevdiği bir kulunu yanımda bulundurmasını niyâz
ettim. Üzülme yarın İbrâhim-i Havvâs dostum sana gönderilir buyruldu.”
dedi. Bunun üzerine İbrâhim-i Havvâs hazretleri, “Peki hastalığınız
nedir?” diye sordu. Kız; “Bir gece dışarı çıkıp, ibret nazarı ile
gökyüzüne baktım. Allahü teâlâ hazretleri beni benden aldı. Kendimden
geçtim. «Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah» kelimesi dilime,
mânâsı kalbime geldi. Bu kelimeyi dilimden düşürmez oldum. Bu sebepten
hâlime delilik, bana da deli dediler.” diye cevap verdi. O zaman
İbrâhim-i Havvâs hazretleri; “Bizim diyâra gelmek ister misin?” diye
sordu. O da, “Sizin diyârda ne vardır?” dedi. Mekke, Medine,
Beytülmukaddes oradadır.” diye cevap verince kız; “Sağ tarafına bak.”
dedi. İbrâhim-i Havvâs baktığı zaman bir düzlükte Mekke, Medine ve
Beytülmukaddes karşısında duruyor gördü. Az sonra İbrâhim-i Havvas’a;
“Vakit yaklaştı, istek ve arzu haddi aştı.” dedi ve Kelime-i şehâdet
getirip rûhunu teslim etti.

İbrâhim-i Havvâs hazretleri bir gün Bağdat’ta sâlihlerden birkaç
kişiyle birlikte, bir yerde oturuyordu. O esnâda yanlarına bir genç
geldi. İbrâhim-i Havvâs hazretleri arkadaşlarına buyurdu ki: “Bu gencin
Yahûdî olduğunu zannediyorum.” Arkadaşları, bu söze pek kulak
vermediler. Genç gelip oradakilere sordu: “Bu zât benim için neler
söyledi?” Onlar da; “Senin Yahûdî olduğunu söyledi.” dediler. Genç,
hemen İbrâhim-i Havvâs hazretlerinin ellerine sarılıp, Kelime-i şehâdet
getirerek Müslüman oldu. İbrâhim-i Havvâs hazretleri Müslüman
olmasının sebebini sordu. Genç; “Efendim, biz kitabımızda şöyle okuduk
ki: Sıddîk, yâni hakîkî bir Müslümanın firâsetinde yanlışlık olmaz.
Kendi kendime Müslümanları imtihân etmek istedim ve dedim ki:
Müslümanlar arasında sıddîk olanlar bulunabilir. Çünkü onlar; «Biz
Allahü teâlâdan başka her şeyi kalbimizden çıkarırız.» diyorlar. İşte
bu düşünce ile sizin yanınıza geldiğimde, benim Yahûdî olduğumu hemen
anladınız. Buradan sizin sıddîk olduğunuzu anladım. Bunun için Müslüman
oldum.” dedi.

İbrâhim-i Havvâs hazretlerinin konuşmaları hep hikmet doluydu.
Seferleri meşhurdur. Defalarca Mekke-i mükerremeye ve Medine-i
münevvereye giderek hac vazifesini yerine getirdi ve sevgili
Peygamberimizin kabr-i şerîfini ziyâret etti. Sefere çıkacağı zaman ve
başka zamanlarda yanından iğne, iplik, makas ve su kabını eksik
etmezdi.

Çağırılan bütün dâvetlere sünnet olduğu için giden İbrâhim-i Havvâs
hazretleri gittiği yerde çoğu zaman bir şey yemezdi. İnsanlara nasihat
ederdi. Dâvetten sonra hemen evine dönerdi. Evinde yenecek bir şey
bulunmaz, bu sebeple ne yiyip, ne içtiği bilinmezdi. Onun sohbetlerinde
pekçok kimse evliyâlık derecesine kavuştu. Ebû Câfer Huldi ve Sürvân-ı
Kebîr onun huzûrunda yetişen kimselerdendir.

İbrâhim-i Havvas vefâtından önce hastalandı. İshale yakalanmıştı. Üstü
çok fazla kirleniyordu. Temiz olarak ölmek istiyordu. Bunun için her
abdesti bozulduğunda gusül abdesti alıyor, iki rekat namaz kılıyor
tekrar abdesti bozuluyordu. O gün altmış defâ gusül abdesti aldı. 903
(H.291) senesinde Rey Câmiinde vefât etti. Gasl ve tekfînini Yûsuf bin
el-Hüseyin yaptı. Vefâtından sonra onu rüyâda görenler; “Allahü teâlâ
sana nasıl muâmele eyledi.” dediler. O da; “Yaptığım ibâdetler ve
gösterdiğim tevekkül, bana verilen nîmetlere karşı yetmedi. Ancak
dünyâdan göçeceğim sıralarda gusül abdesti alarak temizlenmem, Allahü
teâlânın katında makbûle geçmiş. Bu temizlik sebebiyle Cennet’te en
yüksek makamlara çıkardılar ve şöyle bir ses; «Ey İbrâhim! Sana yapılan
bu ikrâm, huzûrumuza temiz olarak geldiğindendir. Burada temizler için,
fevkalâde büyük mertebeler, makamlar vardır.» diyordu.”

İbrâhim-i Havvâs buyurdu ki:

“Esas âlim, ilmi ile amel edendir.”

“Kalbin ilâcı beştir: Kur’ân-ı kerîm okumak ve Kur’ân-ı kerîme bakmak,
mîdeyi boş tutmak, gece kalkıp ibâdet etmek, seher vaktinde ağlayıp
sızlamak ve iyilerle berâber bulunmaktır.”

“Bir Müslüman, Allahü teâlânın emir ve yasaklarına ne kadar dikkat edip
tatbik ediyorsa, Allahü teâlâ da onu o derece azîz eder. Diğer
Müslümanların kalbine de onun sevgisini verir.”

“Sâdık kimseyi ya üzerine farz olan bir ibâdeti yaparken veya nâfile
bir ibâdetle meşgul olurken görürsün. Bunun dışında başka bir halde
görmezsin.”

“Bir kimse, baş olma sevdâsına kapılırsa, artık ibâdetten, ihlâstan
sıyrıldı, demektir.


Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://webografya.forum.st
 
İbrahim Havvas Hz.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» “Kök-Değerler”in dirilticisi: Hz. İbrahim (as)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
WebOgrafya | Webin Coğrafyası. :: İslam ve İnsan Bölümleri :: Peygamberlerin, Evliyaların, Sahabelerin hayatları-
Buraya geçin: